31 Aralık 2009 Perşembe

HOŞ "GEL" YENİ YIL



hoş gel yeni yıl...
nolur hoş gel...
giden yılı arattırma...
umudum ol...
bana dün öğrendiğim atanamadığım haberini unuttur...
vefasız arkadaşlarımı unuttur...
yurt dışında yüksek lisansı kaçırdığımı unuttur...
üniversitedeki son senemi unuttur...
yalnızlığımı unuttur...
mümkünse eğer tüm geçmişimi unuttur...
bana umut oll..
mutluluk oll..
giden senenin gitmeden önce tek güzel süprizi Hotav ' dan daha güzel süprizler yap...
yeni bir hayata yeni ve sağlam bir yelken açmamı sağla...
topla beni...toparla beni...
tam şu anda özgürlüğe ve KAİDE ALMAMAYA at beni..
ne Yurtdışı ne Ankara ne Yükseklisans ne arkadaş ne de İngilizce...
vazgeçtim hepsinden..
sadece umut getir bana..
yanında özgürlük soslu güç...
hoş gel yeni yıl..
gek ama hoş gel...

30 Aralık 2009 Çarşamba

HOTAV



hoşgeldin hayatımıza Hotav...

bu kadar derdimin arasında benim neşem oldun...sadece 7 günde...

ilk geldiğin gün tedirgin, ürkek, yorgun ve hareketsizdin...

sevgimize ve yüreğimize hoş geldin...

3,5 aylıkken bile seni sanki doğduğun güne tanık olmuşuz gibi sevdik sahiplendik...

sen bizimle yavaş yavaş büyürken; biz de seninle yavaş yavaş büyüyeceğiz...

İlk fotoğrafını çektüm bugün :)

kemik yerkenki halini...parkta ağaç diplerini koklarken ki halini...patilerini kaldırmış halini...

her an her dakika seninle olmak ve koşmak istiyorum...

rüzgar ve sen...sevdiğim iki şey bir arada..özgürlüğe seninle koşmak...

Kangal'ların çok korumacı lduğunu biliyordum ama bu özelliğin 3,5 aylık bir yavruda hemen görülebileceiğini hiç tahmin etmemeiştim ; bugün gitmedin beni bekledin deli :)

Adın gibi olursun inşallah kızım...Büyürken yanında olmak sahibin değil dostun olmak istiyorum...Hotav...Uzun bir ömre inşallah..

4 Aralık 2009 Cuma

istediğim ne af ne ceza



sahip olduğum halde sahip olamadığım her şeye ithafımdır.
seçememekten bıktım.
yap! deme lütfen

yapma! deme lütfen

yapamazsın! deme lütfen

lütfen...

artık bana neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleme lütfen

aramızdaki buzlar erimiyor

bu buzları eritmeye ne ısım ne zamanım kaldı

az önce daha az önce ilk kez itiraf ettim sana

sustun
diğeri haklı dedi bense söylediğim an eridim...
hayattaki tarafımı değiştirdiğin günü hatırlıyor musun?

zannetmiyorum; o kadar kendinleydin ki...

işte aslında o an ititraf etmeliydim;
belki işe yarar önüne geçerdin...

ama şimdi bunun için ben mi suçlu oldum?

internet sayfasında bilmem kimler okusun diye mi yazıyorum bunu? HAYIR...

sana sesimi ilk kez duyurduğum için ve pişman olduğum için ; ama bu seferde pişmanlığımı üzüntümü sana itiraf etmek için cesaretim olmadığı için bu insanlara itiraf ediyorum...
istediğim ne af ne ceza
sadece 5 gün öncesi.

2 Ekim 2009 Cuma

Ankara-Eskişehir arası 3 saat.
aa br öü uakz rm i m

Neb'in Dağılışına Kelimeler Yas Tuttu

tüm kelimeleri döksem yere; ve sonra birleştirsem...ya da hiç dökmesem; sussam...Neb kaybetti...kelimeler dağıldı.

26 Eylül 2009 Cumartesi

ANKARA YOLCUSU KALMASIN ! !


yine yol...yine otogar...arkada bırakılanlar...bırakmak zorunda kalanlar...belki yeni bir başlangıçtır kimileri için...kimileri için yarıda kalmış mutluluklar...ve yukarıdaki tanıdık resim...güle güle...

18 Eylül 2009 Cuma

"ne kadar zor olabilir ki merhaba demek

ya da ne kadar kolay olabilir ki elveda demek"

Relzis ve Neb arasındaki en büyük çıkmaz bu;

"merhaba" ve "elveda"

ve kazanan Relzis.

17 Eylül 2009 Perşembe



bir "hoşgeldin"e hasret 4 yıl...

bir "hoşgeldin"e hasret bir ömür...

edinilen yeni alışkanlıklar...

yeni hayatlar...

dur durak bilmeyen küslükler...

üstü örtük iyi gizlenmiş kırgınlıklar...

çarpık bağlar...

eski yalanların bedeli...

ve tüm bunların ortasında suçlanan 1 tek kişi...
elimde tüyden bir kalem
yazıyorum:
"kelebekler beni azad etsinler"

BENSİZLİK

"bensizlik"i düşünüyorum...
hiç doğmadığım bir hayat bir aile...
hayal ediyorum...
nerede olacağım önemli değil...
dileğim sadece doğmamak'tı...

SARI ESKİ

eski'nin eskimiş caddelerinde eski sahaflarının eskimiş sayfalarında buluyorum kendimi...

sarı salak bir ışık

tavana kadar kitap dolu 4 duvar 1 ben

merdivenler sağımda

insanlar yukarda, çok satanlara bakıyor

bense sarı salak ışıkta sarı sayfalara.

gene salak bir sinir var üstümde

mutsuzluğu da eklemeliyim

dermanımı sayfalarda ve eskide arıyorum

bulabilecek miyim??
yaşımı ''on''la çarptım ''iki''ye böldüm; ruhumu buldum...
çok yaşlanmışım...

konuşlandırdım meleklerimi günahlarımın üstüne
kimse görmesin günahlarımı kimse bilmesin sırlarımı diye...

işe yaramadı...

en sonunda terk ettim meleklerimi, günahlarımı, bedenimi ve kendimi.

ÖLMEDEN ÖNCE DİNLENMESİ GEREKEN BİRKAÇ ŞARKI =)


alison krauss - the smile on your face

Carla Bruni - Before The World Was Made

Coldplay - Lost!

Manu Chao - Bongo Bong

Carla Bruni - I Felt My Life With Both My Hands

Jarnana

Serge Reggiani - ma liberté

Rio De La Plata

John Mayer - Your Body Is A Wonderland

Alanis Morisette - Uninvited

Allison Krauss & Union Station - Every Time You Say Goodbye

Tori Amos & Bjork - Wrapped Around Your Finger (live Police cover)

Michele Branch - Goodbye to You

Cat Stevens - Wild World

Guns N' Roses - Don't Cry [Original Version]

James Blunt - 1973

James Blunt - Carry You Home

James Blunt - High

James Blunt - Same Mistake

Jimmy Eat World - May Angels Bring You In

linkinpark - cure 4 the itch

Los Trio Panchos - Quizas, Quizas, Quisas

Manchester Orchestra - I Can Feel A Hot One

Matchbox Twenty - Unwell

Michelle Featherstone - Coffee & Cigarettes

Missy Higgins - Any Day Now

Missy Higgins - Don't Ever

Motion City Soundtrack - Fell In Love Without You (Acoustic)

Muse - Unintended

Muse - Butterflies and Hurricanes

Pink Martini - Love in Portofino

Sum 41 - With Me

T.I. - Dead And Gone

The Dears - Postcard From Purgatory

Zakkum - Ah Cikolata

11 Eylül 2009 Cuma

RüYaDa DüşmEk

bölük pörçük rüyalarda bir yerlerdeyim...

rüyanın bir yerinde öğretmen oluyorum

bir yerinde argör...

bir yerinde işsizim bir yerinde zengin...

tam elimi cebime atıp paramı çıkaracakken

düşüyorum.

31 Temmuz 2009 Cuma

saat 18.40

hala bekliyorum

saat 18.41

aradan bir yıl geçti

hala bekliyorum
soluk al
rahar uyu
seni duyabiliyorum
kalbin kırık anlıyorum
görme beni
giderken görme
neden biliyorsun
zamanı geldi
ruh ve beden ayrılmak üzere
seni hep hatırlayacağım
her şeyin yeniden başladığı yerde
sen sadece son kez soluk al
rahat uyu
gülümsüyorum sana
çok yakınım
sana son kez gülümsüyorum
ellerimiz ayrıldı
doğumundan beri seninleyim
şimdi ölümünde de yanındayım
rahat ve huzurlu son kez nefes al
bitiyor
seni hep hatırlayacağım.
Şab' da
O
Hiçbirisi'ydi
Rakav'da
Aşk
Sevilmedi
badi parmağım;
senden nefret ediyorum
on parmağın arasında boynu bükük bir sen varsın
neşe
unuttum
huzur
7 yıl önce kaybettim
şimdi
sonumu merak
ediyorum
sev beni
gidiyorum
aritmagonlardaki soru işaretli kutuydum hep
bilmeye cesaret edemediler
korktular
oysaki tek yapacakları toplamaydı
sevmeyi öğretemedim dostlarıma...
Dost diye
bir şey yok
Sevgi diye
bir şey yok
Biri en en kötü anda
"ben" der
Diğeri en en iyi anda
"ben".
Ne dost ne de sevgi istiyorum.
bir şansım olsaydı keşke
keşke bugünü bilerek dünlerde yaşasaydım
neler yapardım...
ya da neler yapmazdım...
batırdığım hayatlardan dünden çıkardım.
lanet var üzerimde
kör olası bir lanet
bir türlü bozamadığım
ölene kadar yaşamak zorunda kaldığım
lanettt
adı "ben" sanı "Ben".
dillendi artık çocuk
ilki ne "anne" ne "baba"
ne de "mama"
sorma ilk ne dedi
uzak
döküldü gökyüzü yüzüme...
terkettim kendimi bu gece
yerleştim ruhumla bir ağaç eve

30 Temmuz 2009 Perşembe

SONUÇ ??

yazmaya başlayınca dur durak bilmiyor kalemim.
eminim kimse ne'den bahsettiğimden niçin bahsettiğimden bi'şey anlamıyordur.
sadece yazıyorum.
daha fazla kırmamak uğruna yazıyorum!
Eski'den midir, zamandan mıdır bilmiyorum...
ben daha iyi olmaya çalıştıkça batırılıyorum.
kapris yapan benken Hayata; şimdi Hayat bana kapris yapıyor!
tutuyorum kendimi...alttan alıyorum...ı ıh! olmuyor!
Hayat affetmiyor nokta "."
kitaplardan uzak duruyorum dalmayayım diye
dışarı çıkmıyorum salmayayım diye
ağlamıyorum sermeyeyim diye.
SONUÇ??
koocamaaaaann bir adada tek başıma bırakıldım
su kaynaklarına uzağım
Hayat benden öc alıyor ya da sadece kapris yapıyor
yitmeye tükenmeye yüz tutuyorum...
SONUÇ??
adada mezarımı kazıyorum.
tekrar sonuç dersen gazetelerin ölüm ilanlarına bakman yeterli.


YASDUSEN

IGAC : " DELİ MİYİM NEYİM?"

"saçma bir zamanda saçma bir yerde saçmalıklar ortasında yaşamaktayım.
ben bir deliyim.
kimsesiz ve sessiz bir deli.
deli konuşsa ne ki.
sussa daha iyi.
susmasa da zaten deli.
saçmalıklar ortasında saçma bir yerde saçma bir zamanda...
daha önce bunu söyledim sanki..." IGAC

23 Temmuz 2009 Perşembe

Breaking My Own Heart


I rushed right in
Just like a fool
So struck down by you
I didn't know what to do
I started on
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Yeah
I started on
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Yeah, I was frozen
By the pain
I tried
To reach out to you
But I felt so ashamed
So, I kept on
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Breaking my own heart
I kept on
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Save me
Somebody save me
From this misery
Love is killing me
Please save me
I need saving
Won't somebody save me
From this misery
Love is killing me
Ooo, save me
I hung on
To every word you say
In search of a sign boy
You felt the same way
But it was only me
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Breaking my own heart
If I keep on
Breaking my own heart
Breaking my own heart
Save me
Won't somebody save me
From this misery
Love is killing me
Save me
I need saving
Won't somebody save me
From this misery
Love is killing me
Ooo, save me
Ooh
Save I said "Save me"
From this misery
Love is killing me
Please save me

Virgin State Of Mind



There's a chair in my head on which I used to sit

Took a pencil and I wrote the following on it

Now there's a key where my wonderful mouth used to be

Dig it up, throw it at meDig it up, throw it at me

Where can I run to, where can I hide

Who will I turn to now I'm in a virgin state of mind

Got a knife to disengage the voids that I can't bear

To cut out words I've got written on my chair

Like do you think I'm sexy

Do you think I really care

Can I burn the mazes I grow

Can I, I don't think so

Can I burn the mazes I grow

Can I, I don't think so

Where can I run to, where can I hide

Who will I turn to now I'm in a virgin state of mind

Virgin state of mind

Virgin state of mind

Virgin state of mind

11 Haziran 2009 Perşembe

ESKİ - YOLUNA GÖZ KAPADIM




Nerdeyiz ?

OKUMAK İÇİN RESMİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ RECA EDERİM :)

NOKTA


METNİ OKUMAK İÇİN RESMİN ÜZERİNE TIKLA

5 Haziran 2009 Cuma

SICAK SOĞUK SOĞUK SICAK


Papillon!

Papillon!
Duyuyor musun sesleri?!
Geliyorlar!
Bizim için geliyorlar!
Mutlu ol, geliyorlar!
Bitmek üzere…
Kavuşmak üzereyiz özgürlüğümüze!
Sakın ölme Papillon!
Sakın!
Artık güneş yalnız bizim için parlayacak!
Yıldızlar yalnız bizim için görünecek!
Rüzgâr bizden yana esecek yalnız!
Yalnız sakın ölme Papillon…
Lütfen!
Lütfen!
Geldiler, GELDİLEEEEER!
PAPİLLONNN!
LÜTFEN!
LÜTFEN!
Lütfen…
Lütf…
Lüt…
_ İkisi de ölü bulundu Efendim.
_ Yazık… Yetişemedik…
_ Biri az önce ölmüş Efendim, diğeri çok daha önce; cesetlerin biri soğuk biri henüz daha çok sıcak.

BEŞ OCAK


   
                                                                                                                             “Ağır ağır köye dönüyorum.”
                                                                                                                                   ( Banko, 93 sf, 24 str )

“2009 un dünyası; açlık, tokluk, fakirlik, zenginlik, onur, yüzsüzlük, sevgi, ihanet, bireysellik, toplumsallık ve daha çoğaltılacak binlerce sözcük… Ben böyle bir dünyada yaşıyorum işte! Falezin ucunda durmuş dibe bakıyorum ve düşünüyorum “ne yapmalıyım?”. Sanırım cevap bulamıyorum… Bulabilseydim sana bunları yazmazdım. Nerdeyim biliyorum, neyim biliyorum, ne değilim biliyorum. Tek bilmediğim bundan sonra bana ne olacağı… Ağır ağır köye geri dönmek istemiyorum. Buralara kadar gelmişken, olmaz! Nerede olacağım? Neler yapacağım? Mutlu olabilecek miyim? Gelecek herkes için bir muamma diyeceksin. Haklısın. Ancak tahmin gücü? Ben geleceğimi tahmin edemiyorum Ezgi. Bu haldeyken, kendime bile faydam yokken ve hala çocuk gibi bencil davranırken, hiç kimseye faydam olamayacak. Sana bile. Yani… Yani… Anlıyorsun beni değil mi Ezgi? Anladığını umut ediyorum. Beni affet diyemiyorum. Affetme de diyemiyorum. Sadece, sadece kendine çok iyi bak. Seni çok seviyorum. Bir Türk kızına böylesi büyük duygular hissettiren Ezgi, seni çok seviyorum.
                                                                                   
                                                                                                                                      Michelle
                                                                                                                                    05 Ocak 05”


16 Mayıs 2009 Cumartesi

GARİBILBIL BİR DURUM

dün ne kadar neşeliydim

bugünse bir o kadar mutsuz.

sebepleri nedir ne değildir bilmek istemiyorum,ilgilenmiyorum da.

kim ilgileniyor ki.

sürekli verilen ama bir türlü tutulmayan sözler...

sürekli yapmacık da olsa gülmemi isteyenler ve anı kurtaranlar...

canını sıktıklarım ve canımı sıkanlar...

olmadığım şeylerle suçlanmalarım....

yapmadığım şeylerle suçlanmalarım....

düşünmediklerimle suçlanmalarım....

görmediğim şeylerle suçlanmalarım....

işitmediklerimle suçlanmalarım....

hatırlamadıklarımla suçlanmalarım....

hatırladıklarımla suçlanmalarım....

SUÇLANMALARIM VE GENE SUÇLANMALARIM!!!

sonra hiç bir şey olmamış gibi başa dönmeler,

hayali mutluluk içinde "mutlu" olmalar.

ardından tekrar suçlamalar...

bir kısır döngü...

garibılbıl bir durum değil mi...

AÇIK MAVİ, KARANLIĞA KARŞI SAVAŞIYOR

sabaha kadar düşündüm...
en eski soruya cevap aradım:
tarih benim elimde olsaydı ne yapardım?
düşündükçe küçüldüm,
küçüldükçe anne karnındaki halimi aldım,
mp3 ten "open your eyes" diyen todd'u duydum...
açamadım; artık çok geçti.
her şey ve her şey için.
benim için ve ankara için.
ankarayı geride bırakmak adanayı geride bırakmak gibi olacak eminim..
hatta daha az acıtacak canımı..
321 dedim...
lanet turuncu perdeye baktım...kahverengi görünüyordu..
ne .... tan bir renk dedim...
bu .... çukurunda ne olmasını bekliyordum ki zaten!
oysa ki 8 numarayı açarken ne kadar umut doluydum,
şimdi 7 numarayı kapatırken çok hevesliyim.
dışarda eğlenenleri duydum,
içenleri de,
sevişenleri de...
bense açık mavi bir gökyüzüne aşığım,
karanlığa değil.
ama nedense karanlık bir odada lanet olası turuncu perdelere bakıyorum ve dinliyorum.

YASDUSEN

unutmayacağım...hatırlayacaksınız...belki pişmanlıklarda buluşacağız tekrar...o zamana kadar hepinize elveda...

herkes hatırlasın beni herkes
bilsin!
bilsin perişanlığımı.
bilsin kırgınlığımı.
"I'll remember you"....
tanık olduğum hayatlar
"I can hear you..."
nefesleriniz kadar yanınızdaydım
yakınınızdaydım.
"the times miss me"
buğday tarlaları hareketlenin
kavaklar hareketlenin
baraj yolu dile gel
ve söyleyin
gitarım ne zaman kırılmıştı?
ve söyleyin
404.22422.321 ne oldu?
ve siz artık rahat nefes alanlar
söyleyin bana ne yaptınız?
"I'll remember you
That is all that I can do
But I'll remember"

321


güneşli, bol güneşli bir günde üşüyorum..
gitmek çare değil, kalmak da öyle..
biliyorum ne hissettiğimi,
biliyorum benliğim neyle dolu,
biliyorum nerdeyim nereye gidiyorum..
hayatım lanet olası bir çukur ve ben de bu çukurun laneti!
dipleri mesken edindim!
loş bir şişedeyim!
belki de bir dumanda!
yalnız olmak ne büyük bir lütuf biz insanlar için...
sorunlardan kaçmak için bir kurtuluş benim için....
cidden yalnız olmak istiyorum!
kimse olmasın yanımda
kimse kalmasın yanımda
kimse görmesin
bıraksınlar meskenimde yaşayayım..
rakı şişesinde bir balık olamam...
ilköğretmen hiç olamam...
nick&norah'nın sonsuz şarkı listesinde bir şarkı olsam??
imkansız!
çevremde o kadar insan varken ve hepsi beni severken neden çiziktirdiğim harfler bilinmedik
yazdığım yazılar karanlılarda?
ne lüzum hissediyorum da bilinmediklikte ısrarcıyım???
sormayın neden
sormayın!
benim sırrım bu, sizlere söyleyemem..
affedin beni dostlarım
affedin beni...
balık da olamam, öğretmen de
bırakın meskenimde bilinmedik şeyler çiziktireyim
bilinmeyecek hayaller kurayım...
ve gün gelir musalla taşında üşüyeyim...

YASDUSEN

3 Mayıs 2009 Pazar

BENİ MUTLU EDEN...


Ankara...Ah soğuk Ankara...Yorgun ve karamsar Ankara...Bir garip Ankara'm...Odama geldiğimde beni hüzünlendiren, sabah egoya sürüdüğümde ayaklarımı geri geri çekenAnkara...Alışamamazlığı alışkanlık yaptıran deli Ankara.Canımıniçi olmasaydı dayanabilirmiydim ben sana!

Gülmeyi unuturdum o olmasa.

Sevmeyi unuturdum o olmasa.

İnanmayı, sevilmeyi ,güvenmeyi, büyüklüğü, neşeyi ve huzuru, şefkati, acımayı,....

Kendimi unuturdum o olmasa.

Dağ başında kalmış bir can gibiydim.

Söyleyemediğim şarkı, soluyamadığım koku...

Göremediğim küçüğüm.

İlk ve son kardeşim.

Büyüdüğünü göremedim!!

Yanında olamadım!

Arkadaşı olamadım...

Yükünü taşıyamadım...

Kardeşim;

Seni sana terk ettim...

Hep Ankara!

Hayır "Bencillik" !!

Hayır "Ben"!!


28 Nisan 2009 Salı

HİÇ OLMADIĞIM KADAR...


Hiç olmadığım kadar boşvermişim...
kabuğuma çekilmişim...
uykularda uyanırken kendimi esgeçmişim...
sorun değil.
sorun değil.
sorun değil.
ben kendime küserken barışlar imzaladım
gel zaman git zaman bağlı kaldım...
artık zamanı artık fesh zamanı.
fesh etmişim.
hiç olmadığım kadar umursamazım bugünlerde.
bir banka reklamında bir balık karikatüründe takılı kalmışım.
kepliymiş...boşver...
yağmur yemişim...unut...
ayazda kalmışım..amaaannn...
Hiç olmadığım kadar boşvermişim...

Yasdusen

14 Nisan 2009 Salı

MEN GENCİKENN...

son zamanlarımda sürekli bir tembellik hali içindeyim..neden acaba?aklım türlü türlü planlar yapmakla da meşgul ama.yani hem dinleniyorum hem de oturuğum yerden öylesine planlar yapıyorum.mesela JAPONYA ve RUSYA takıntım...PORTEKİZ kule seyahatim...MOTOR alma rüyam...ABD de yüksek lisans şansı...of anam of yani!!!ama aynı zanada bir koltukta 2 karpuz taşınmaz onu da biliyorum...amma velakin bu dileklerim de yaşlanınca gerçekleşmiş ne önemi var ki..genciken olmalı bunlar Kİ torun torba sahibni olunca "men gencikenn..." diye cümlelerle başlayıp "sizinki de gençlik mi be!" demek istiyorummm :D neeesee hele şu 28 Haziran bi geçsin de çarasına bağarız artıkın..

19 Mart 2009 Perşembe

SON AYAK İZİME BAKIYORUM...


son ayak izime bakıyorum

ve seni görüyorum.
geride bıraktığım tüm izlerin daha bi anlamlı olacağını düşünürken;

yürüyemiyorum...

"ne olacağız"la başlayan sorularda izi derinleştiriyorum...

istemeden batıyorum...ellerim ceplerimde ve parmaklarım hissiz,

sanki ölmeye başlıyorum gibi ;

eller...ayaklar...kollar...bacaklar...ve en son kalp....
üşüyorum...

yanaklarım buz kesmiş, neden?

mart 19 hava soğuk olabilir mi??

zannetmiyorum

ellerim yanaklarımdan daha sıcaktır diye düşünüyorum

bilinçsizce yanaklarıma dokunuyorum...

mart 19 mu ne kadar safım...

ağlamışım...

seni düşünürken ağlamışım..

hava soğuk, balkondayım ve seni düşünüyorum...

seni düşünürken farkında olmadan ağlamışım...

ellerim ıslanıyor sana ait olan gözyaşlarımla

nur gibi, sıcak battaniye gibi yüzüme yayıyorum sana ait olan gözyaşlarını

yüzümü seninle yıkamak istiyorum..

gitmek istemiyorum..

giderken benimle gelmeyeceğini biliyorum

sen buraya aitsin

bizim zamanımız doldu

sessizce gidiyorum

uzaktan..

uzaktan..uzaktan sana bakıyorum ve yeni bir iz bırakıyorum ardımda :

"ANKARA"

bugün tüm mutluluklar senin olsun istiyorum

ve dışarda bir gün ayak izimin yanında ayak izinin olacağını umuyorum

bekliyorum

ANKARA DIŞINDA BEKLİYORUM

SENİ SEVİYORUM.

26 Şubat 2009 Perşembe

NELER OLUYOR BANA YA


havalar berbat...kpss berbat...okul berbat...iş berbat..her şey berbat gidiyor...işten ayrılmayı düşünüyorum, okula gitmekten sıkılıyorum, kpss çalışmak istemiyorum, dışarı çıkıp hava almak bile istemiyorum...doğru düzgün uyuyamıyorum..uyusam kalkamıyorum...her ne zatsa artık...

1 Şubat 2009 Pazar

YOLCULUK BAŞLIYOR ...


bu fotoğrafı gene bir yolculuğum sırasında çekmiştim...otobüsün camları benim gözlük camlarından daha kirliydi :D bunu farkeder farketmez hem kiri hem de manzarayı ( ne manzara ama ) çekeyim dedim...yanımdaki bana "mal mı bu , bu manzaranın nesini çekiyor "demiştir içinden kesin ama unutmamalı vincent van gogh'u da yaşarken hiç kimse anlamamıştı, adam ölünce yaptıklarının bir sanat eseri olduğu ortaya çıktı :D :D :D neyse...

bu tatil her ne kadar güzel geçmese de asla unutmayacağım bir tatil olma ünvanını hak etti.Yoğunluk ve yorgunluk var yolculuğun sonunda ama tatilden iyi olacağı kesin.Bir gün bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi :D uyumaya ve uyuşukluğa alışmıştım ama beni mutlu etmedi bunlar...

30 Ocak 2009 Cuma

USB

USB düzenlemek ne kadar uzun süren bir iş yaa !! düzensizlik yüzünden her dosyada aynı fotoğraf ya da müzik çıkıyor karşıma !! en az 5 saatimi aldı bu düzenleme yaa!! iki güne yaydım tabi :) kıh kıh kıh :) şimdi elimde cillop gibi bir usb var :D akıllara zarar bir düzen kurdum; öyle ki dosyalar dallanıp budaklanıyor içinde ama hiç bir şey birbirine girmiyor :D aaaa saat 06:35 ne çabuk eçmiş zaman yaa...artık yatayım yoksa yarın arladaşları istemeden ekmek zorunda kalırım ( e uyku hali :) .... elinde olmuyor insanın )

ÇÖP/TEN ADAM



kareli defter sayfasına öylesine çiziktirilmiş bir çöp adam...

sırf vakit geirmek için,o anı doldurmak için...

sayfadaki tek gülümseten ama ilk bakışta fark edilmeyen bir çöp adam...

hayatı kareler arasında sıkışık , sınırları sayfanın kenarları olan.

gidebileceği bir ev bile çizilmemiş olan...

yalnız başına...

ona verilen tek hak kareli defter sayfası üzerinde "sınırlıca" gezebilmek...

bir sürü "öylesine "çiziktirilmiş onlarca çizginin arasında "sınırlıca" gezebilmek....

yalnız başına...

sanki defterin yanında duran kalemi tutup - ki kaldırabilrse - kendisine bir arkadaş çizemeyeceği ile dalga geçer gibi!

yalnız...

tek ayrıntısı ; ağzı gözü burnu olan bir çöp adama neden bir arkadaş daha çizilsin ki !

ya da gidebileceği bir ev ?!

neden çöp adam ; normal bir adam olsun ki ?!

o sadece bir çöp adam.

THIS IS THE LIFE - TÜRKÇESİ


Rüzgar ıslığını çalıyor
Soğuk karanlık sokak boyunca bu gece
İnsanlar müziğin ritmiyle dans ediyorlar
Erkekler kıvırcık saçlı kızları kovalıyor
Şarkıların sesi yükseliyor
Her biri öncekinden daha iyi

chorus 2x

Şarkıları söylüyorsun
Hayat bu , diye düşünerek
Sabah uyanıyorsun , kafan iki katı büyük geliyor
Nereye gideceksin? Nereye gideceksin?
Nerede uyuyacaksın bu gece?
Yola koyuluyorsun dört kişilik taksinde
Jimmy'nin evinin kapısında bekliyorsun
ama kimse yok içeride , saat dörde kadar kimse olmaz evde
Öylece oturuyorsun orada, yapacak bir şeyin olmadan
Robert Riger'dan ve onun rengarenk tayfasından konuşarak
ve nereye gideceğinden, bu gece nerede uyuyacağından

chorus 2x


Nerede uyuyacaksın bu gece?

chorus 4x

Nerede uyuyacaksın bu gece?

THIS IS THE LIFE



Oh the wind whistles down
The cold dark street tonight
And the people they were dancing
To the music vibe

And the boys chase the girls, with curls in their hair
While the shocked too many sit way over there
And the songs get louder each one better than before

And you singing the song thinking this is the life
And you wake up in the morning and your head feels twice the size
where you gonna go, where you gonna go, where you gonna sleep tonight?
And you singing the song thinking this is the life
And you wake up in the morning and your head feels twice the sizxe
Where you gonna go, where you gonna go, where you gonna sleep tonight?
Where you gonna sleep tonight

So you’re heading down the road in your taxi for 4
And you’re waiting outside jimmy’s front door
But nobody’s in and nobody’s home till 4
So you’re sitting there with nothing to do
Talking about Robert Ragger and his 1 leg crew
And where you gonna go, where you gonna sleep tonight?

And you singing the song thinking this is the life
And you wake up in the morning and your head feels twice the size
Oh where you gonna go, where you gonna go, where you gonna sleep tonight?
And you singing the song thinking this is the life
And you wake up in the morning and your head feels twice the size
Where you gonna go, where you gonna go, where you gonna sleep tonight?
Where you gonna sleep tonight

And you singing the song thinking this is the life
And you wake up in the morning and your head feels twice the size
Oh where you gonna go, where you gonna go, where you gonna sleep tonight?
And you singing the song thinking this is the life
And you wake up in the morning and your head feels twice the size
where you gonna go, where you gonna go, where you gonna sleep tonight?

AMY MCDONALD

LET START A BAND



Put a ribbon round my neck and call me a libertine
I will sing you songs of dreams I used to dream
I will sail away on seas of silver and gold
Until I reach my home

Give me a guitar and I’ll be a trooper-dor
Your strolling minstrels will century door to door
I don’t know anymore if that feeling is past
Will it last?
Oh how can you be sure?

And how do I know if you’re feeling the same as me?
And how do I know that that’s the only place you want to be?

Give me a stage and I’ll be a rock and roll queen
Your 20th centaury cover of a magazine
Rolling stone hear I come
Watch out everyone
I’m singing, I’m singing my song

Give me a festival and I’ll be Glastonbury star
The lights are shining, everyone knows who you are
Singing songs about dreams, about homes, about schemes
Oooh they just came true

And how do I know if you’re feeling the same as me?
And how do I know that that’s the only place you want to be?
And how do I know if you’re feeling the same as me?
And how do I know that that’s the only place you want to be?

And if you wanted to, then there’s nothing left to do
Lets start a band

AMY MCDONALD

29 Ocak 2009 Perşembe

OLMUYOR

Her ne kadar burda her zaman güzel anılara - olaylara - haberlere yer vermek istesemde insanın bir gün canı sıkkın oluyor işte. Bugün de o günlerden biri. Google da aratacak bir şey aklıma gelmedi, o kadar ki canım sıkkın anlayın. Neyse laf çok uzadı... Bugün canım çok sıkkın olayın özü bu. İlerleyen saatlerde kafam düzelirse bir iki güzel şeye yer veririm blogta. Şimdilik hoşçakalın...

28 Ocak 2009 Çarşamba

BİRİ BENİ DURDURSUN YAHU

Tembellik bana yaramıyor...Az önce google destekli bir web site denemesi yaptım.Ama bu blogumdan daha fazla keyif aldığımın farkına vardım açıkçası.Dolayısıyla sıkıldım va bu saçmalığı da buraya yazmaya karar verdim :D O deneme sitesinin adını da "denemesitesi33339999" koymuştum :D neyse...karnım çok acıktı şimdilik kalkıyorum bilgisayarın başından..bir sonraki saçmalığa kadar kendinize iyi bakın.

HEY GİDİ GÜNLER HEYY


Aslında bu cümleden nefret ederim ama bazen söylüyor insan...Bu yazıyı bana yazdırtan şey "Tatilin Sonlarına Doğru Canı Sıkılıyor İnsanın" adlı yazıya resim ararken çok eskilerde çekmiş olduğum bir fotoğraf. Bu fotoğrafı benim için değerli kılan şeyse fotoğraftaki insanı tanımıyor olmam. Bu cümleden sakın şöyle bir anlam çıkarmayın "Tanımadığı İnsanların Fotoğrafları Daha Değerli".Asla! Demek istediğim bu fotoğraftaki kişinin aklıma getirdiği düşünceler yüzünden bu fotoğraf değerli. OF ÇOK UZADI LAF!
Olay şu:
Üniversite 3. sınıftayken sınavların çok yoğun olduğu bir dönemden geçiyorduk.EGO lar namı diğer binek arabaları hiç olmadığı kadar tıklım tıklım Hacettepe yolunda o hafta...Derslere gelmeyen hayran olduğum kitlelere ve dolayısıyla bana bile rastlanıyor EGO larda ve servislerde...Herneyse...Sınavdan çıkmışız,sınavımız kötü geçmiş,bir hafta bekleyip son gün ders çalışmaya başladığımız ve bu da sabaha kadar sürdüğü için bizim tayfa uykusuz,uyku hayalleri içinde EGO da ayakta uyuyoruz...AMAAAA BAZI ŞANSLILARIMIZ OTURURKEN UYUYOR!!! İşte bu fotoğraf kıskançlık hisleri içinde çektiğim bir fotoğraf! O oturuyor biz ayaktayız! O uyuyor biz hülyalardayız! Ama onun fotoğrafının çekildiğinden haberi yok ama bizim var :D kıh kıh kıh kıh!! :D Evet önemli bir olay sanıp da okuduğunuz bu yazı böyle bir olayın tasviri :D

TATİLİN SONLARINA DOĞRU CANI SIKILIYOR İNSANIN


EEE her güzel şey gibi ( Türk sineması gibi oldu ya ) bu tatil de sona ermek üzere...Cuma günü yolcuyuz...Tekrar yoğun iş ortamına merhaba...Yani cuma son tatil günüm.Cuma gününe tek bir çılgınlığım kaldı.Daha önce yazdığım çılgınlık listesinin çoğunu yaptım :D Sabaha kadar tv izledim ama çok sıkıcıydı...TRT de olmasa yanmıştım...Buz pateni tekrarları günü kurtardı diyebilirim :) Hiç hoşlanmadığım tarzda kitap okudum daha doğrusu okumaya çalıştım ama pek de dayanamadım...Kim katlanır ya bu işkenceye...Ama var ya uyumak için birebir...Bir gece uyku tutmayınca o iğrenç kitabı tekrar aldım elime ve inanılmaz bir şey oldu 5 dakika içinde uykum geldi,uykusu sürekli kaçanlara önerilir :) Kendi tarzım dışında resim yapmaya çalıştım ama o da ayrı bir deneyimdi..Ağaç ve börtü böcek resimleri çizmek bayaa zorladı beni...Eğlenceli miydi peki? Yaptığım resim resime benzemeyince evet :D Listemdeki bir tek fotoğraf ve iş başvurusu kısmını doldurmadım...Ama iş başvurusunu yapmayı düşünmüyorum...Nolur nolmaz...Belki pişmanlık olur falan :D Amaaa fotoğraf olayını bu cuma gerçekleştireceğim.Zaten üç arkadaş bir araya gelince ( Haller olayı tayfası ) normal bir fotoğraf çekemeyiz zaten :D Ya çok eğlenceli geçiyor zaman bir aradayken...Neese cuma raporunu cuma akşamı veririm..Şimdilik eyvallah...

19 Ocak 2009 Pazartesi

ÇILGINLIK BU . . . . . . .


Veeee işte beklediğim tatillll...


eveet planladığım çılgınlıkları gerçekleştirmenin zamanı geldi...


dandik dandik fotoğraflar çekicem sırf kıllık olsun diye...

öylesine iş başvuruları yapıcam anı olsun diye...

resim yapıcam ama kendi tarzım dışında...

sabaha kadar film izliycem bakalım kaç film izleyebiliyorum diye...


ve bi gün hiç hoşlanmadığım tarzda bir kitap alıp okuycam sabaha kadar...bu işkence çekilir mi diye...


anlayacağınız tatilimi alışılmadıklarım üzerine kurucam ve hiç unutmıycam :)

2 Ocak 2009 Cuma

"ESKİŞEHİR HALLER"DEYİZ


Eskişehirin en güzel gençlik mekanlarından Haller Gençlik Merkezi'ndeydik üç arkadaş...30 Aralık 2008...Soğuğa ve ayaza rağmen (hatta benim donmama rağmen) Haller'e ulaşmayı başardık...Haftaiçi olduğundan Haller boştu birazcık...Ama uzun zamandır kafamızda olan bir planı gerçekleştirme fırsatı bulduk : ÜST KATTA OTURMAKKK...Hep tıklım tıkış olduğu için yukarda yer bulamıyorduk ancak bu sefer yukarda balkonda oturabildik =) Muhteşemdi..Müziklerse ayrı bir tattı...Ben Haller'in bilindik neşesi Sibirya Kurdunu (adı önemli değil) videoya çekerken bizimkiler de hala ısınamamış vaziyette sahleplerini yudumluyordu...Güzel geçen sohbetler ve olay anılar...Eee tabi her şeyi tadında bırakmak gereekk...Sahlepler bitince Eskişehir'in diğer kalan güzel yerlerini başka bir gün talan etmek üzere Haller'den ayrıldık...(hava çok soğuktu napalım)
Bir dahaki Haller gezisini (soğuğa dayanıklı olarak çıkacağımız için) çok farklı ve eğlenceli bir planla sizlerle paylaşacağım =) arkadaşları keklemek de planlarımın arasında :D neeese...bu arada fotoğraflar bana aittir...

BLOGUMA HOŞ GELDİNİZ.


Umarım iyi vakit geçirirsiniz...İyi eğlenceler...